Kendi Yolunu Çizen Çocuk – lisedersleri.com
Kendi Yolunu Çizen Çocuk
Bir kasabanın kenarında, haritalarda adı bile zor bulunan bir yerde bir çocuk yaşardı. Adı önemli değildi aslında; çünkü kimse onun adını bağırarak çağırmazdı. Okulda arka sıralarda oturur, teneffüslerde duvara yaslanır, akşamları eve erken dönerdi. Ama herkesin bilmediği bir şey vardı: Bu çocuk, geceleri uyumadan önce hayal kurardı. Hem de öyle böyle değil… Dünyayı susturacak kadar büyük hayallerdi bunlar.
Kasaba sessizdi ama sessizlik huzurdan değil, alışmışlıktandı. İnsanlar her gün aynı saatte uyanır, aynı yollardan yürür, aynı cümleleri kurardı. “Bizden bir şey olmaz” en sık duyulan cümleydi. Çocuk bu cümleyi duydukça içinden bir şey kırılırdı ama o kırık yerden ışık sızardı.
Bir gün okuldan dönerken eski bir defter buldu. Kapak yırtık, sayfalar sararmıştı. Defteri açtığında ilk sayfada tek bir cümle yazıyordu:
“Yolunu başkaları çizerse, vardığın yer de başkasının olur.”
O gün defteri çantasına koydu. O defter, onun ilk sırdaşı oldu. Kimseye anlatamadığı her şeyi oraya yazdı: korkularını, sinirini, hayallerini, “ya olmazsa”larını… Zamanla defter doldu, ama içi boşalmadı; aksine güçlendi.
Okulda “olmaz” dediler.
Evde “zor” dediler.
Çevrede “boş hayal” dediler.
Ama çocuk fark etti ki, bu kelimeler en çok hiçbir şey denememiş insanların ağzından çıkıyordu.
Yıllar geçti. Çocuk büyüdü ama içindeki o ses büyümedi; netleşti. Artık korkmuyordu ama şüpheleniyordu. Yine de devam etti. Gece uykusuz kaldı, gündüz yoruldu, defalarca düştü. Öyle düştü ki, bazen kalkmak için sebep bile bulamadı. Ama bir şey vardı: Vazgeçmek ona daha ağır geliyordu.
Bir gün, herkesin “şans” dediği ama aslında emeğin sonucu olan bir fırsat geldi. Küçük bir adım gibi görünüyordu ama o adım, yılların birikimiydi. Kimse alkışlamadı. Kimse “aferin” demedi. Ama o, aynaya baktığında ilk defa kendine saygı duydu.
Ve işte o an anladı:
Başarı, herkesin seni sevmesi değilmiş.
Başarı, kendi yolunda yürürken başını dik tutabilmekmiş.
Kasabadan ayrıldığı gün arkasına baktı. O sessizlik hâlâ oradaydı. Ama artık onu yutmuyordu. Çünkü çocuk artık biliyordu:
Sessizlik bazen düşman değil, odaklanmak için bir fırsattır.
Yanına sadece üç şey aldı:
Bir defter,
Bir kalem,
Ve kendine verdiği söz.
Yıllar sonra biri ona “nasıl başardın?” diye sorduğunda gülümsedi ve şunu dedi:
“Kimse inanmazken bile, ben kendimi yarı yolda bırakmadım.”